"Şimdi orada olmak vardı"
Birçoğumuz için sınırsız manalar ifade eden bu söz, çoğu kez özlemimizden, yalnızlığımızdan, bazen de güzel şeyleri sevdiklerimizle paylaşma arzularımız çoğaldığında sığındığımız bir limandır adeta..
Her köşesi birbirini kıskandıracak ayrı güzelliklerle dolu cennet vatanımızda, bize bu sözü söyletecek o kadar çok yer var ki..
Tarih boyunca bir çok şair, yazar ve romancıya ilham kaynağı olmuştur bu mekanlar. Nemrut'da güneşin doğuşu ve batışı, Abant ve Yedigöller'de bir haftasonu, sahil kıyılarımızda deniz ve kum, Karadeniz yaylalarında bulutların üzerinde oksijenle buluşmak, Babadağ'da yamaç paraşütüyle uçmak. Kapadokya'yı balonla havadan gezmek... Daha saymakla bitiremeyeceğimiz bizi cezbeden nice güzellikler.
Ama İstanbul bir başka.. İstanbul denince şöyle bir duruyor insan. Yahya Kemal'in dizeleriyle, bir semtini sevmek bile ömre bedel aziz İstanbul.
Asla anlatılamayan, özellikleri ve güzellikleri kendinde gizli, sadece yaşanabilen tek yer İstanbul.. Ve tabi ki Boğaz.
İşte sizleri öyle bir mekanla ve damak lezzetiyle tanıştırmak istiyoruz ki; Anlatılabilen değil, gidilip görülmesi gereken nadir yerlerden..
Anadolu Hisarı'nda Güverte Restaurant
Vapur iskelesinin tam karşısında, Boğaz'ın benzersiz güzelliğine deniz seviyesinden değil, panaromik bir yükseklikten bakan muhteşem bir mekan. İçeri girer girmez mekanın otantik atmosferi hemen alıp götürüyor sizleri başka diyarlara. Sanki mavi yolculuğa çıktığınız bir geminin güvertesinde okyanusa açılmış hissine kapılıyorsunuz bir an.. Ve bu kısa rüyadan bir "Hoşgeldiniz" sıcaklığıyla uyanıveriyorsunuz. Bu sefer sanki sizi 'evime geldim' hissine kaptıran Güverte'nin sıcaklığı kucaklıyor sizi..
Yerinize buyur edildikten sonra, oturur oturmaz bir şok daha yaşıyorsunuz.. Gözlerinizin önünde öyle bir manzara var ki, büyülenmemek ne mümkün. Dalıp gidiyorsunuz uzaklara. Karşınızda Boğaz'ın gerdanlıklarından biri Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün hayran bırakan güzelliği.. Rumeli Hisarı'nın doyumsuz manzarası. Anadolu Hisarı mı, o ise hemen yanıbaşınızda..Her biri gündüz bir başka gece bir başka güzel..
Ve bütün bu doğal güzelliklere başka bir özellik katan Güverte Restaurant mutfağı.
Hemen belirtelim ikram edilen balıklar, öncelikle Boğaz sularından. İstavritten, lüfere ne çıkarsa.
Gelelim yemeklere; Balık tava Güverte'de daha bir başka.
Çıtır çıtır, yağın zerresi yok. Izgara balık yiyenler ise tadını unutamıyor.
Ama illa ki buğlama veya balık çorbası..
Çorbanız daha yemeğin başında sofranıza konuveriyor.
Sonra balık dolması bir harika.
Balık gibi açılıp içine deniz ürünleri konulduktan sonra sarılıp,
ızgarada pişirildikten sonra özel sosuyla servise hazırlanıyor.
Fazla söze ne hacet? Sizi unutamayacağınız bir mekana davet ediyoruz,
buyurunuz sizleri müşterilerimiz arasında görmekten mutluluk duyarız.